12 Mayıs 2013
06 Mayıs 2013
26 Nisan 2013
Tezer Özlü ,
günlerdir senden kaçıyorum. Seni okumaya korkuyorum mutsuzluğumu perçinleyecek hüzünlerimi ayyuka çıkaracaksın diye. Bu gece yine elimdesin. Kapaktaki resmine bakıyorum uzun uzun. Ne zamandır yaptığım gibi ilk sayfayı okuyorum ve kitabı kapatıyorum. Sonra yine acıları gerçek olamayacak kadar büyük olan insanların öykülerine dönüyorum bazen de sadece hayal ürünü olabilecek kadar akıl dışı hayatların hikayelerini okuyorum. Bu beni bu aralar rahatlatıyor. Bir de kulağıma fısıldayıp fısıldayıp kaçtığın o cümle olmasa : " insanın kendi yalnızlığının sorumluluğunu da, gene kendisinin taşıması gerektiğini kavramalısın"
Bende sende olan bir şey var. İçimin kuytusuna sinmiş bekliyor. Kavurucu bir hüzün. Belki sen onu dışarı çıkartacaksın Öyle olursa eminim beni söyletecek, hatırlatacak, ağlatacak. Buna hazır değilim. Elbette seni okumaya tekrar başlayacağım ama bu gece de değil.
Bende sende olan bir şey var. İçimin kuytusuna sinmiş bekliyor. Kavurucu bir hüzün. Belki sen onu dışarı çıkartacaksın Öyle olursa eminim beni söyletecek, hatırlatacak, ağlatacak. Buna hazır değilim. Elbette seni okumaya tekrar başlayacağım ama bu gece de değil.
02 Nisan 2013
Tatar Çölü
Mehmet Eroğlu "insanlar ikiye ayrılır" demiş, "Tatar Çölü'nü okuyanlar ve
okumayanlar." Okuyan biri olarak hem de daha yeni bitirmişken ve bu kadar beğenmişken kaynadı
parmaklarım hakkında bir şeyler yazmak için. İçim buruldu. Aklım acımasızca eleştiriler savurdu hayatıma. Nelere ne
kadar anlamlar yüklediğimi düşündüm. Çoğu anlamlarımı gereksiz buldum. İsteklerimi gözümün önüne serdim, fazlalığından başım döndü. Sıra sıra dizilmiş kendi Bastiani kalelerimi gördüm, üzüldüm.
Umut, kimi zaman bir zehir gibi yayılırmış insanın içine, acı acı esermiş damarlarında. Kimi zaman da ölümü geciktirecek kadar güçlenir, onu akla bile getirmeyecek kadar kaygısız bırakırmış insanı. Sevinç bile duyabilirmiş insan umut etmekten. Gururun arkasına gizlenmiş utançla karışık bir sevinç. Nietzsche ; umut işkenceyi uzatır, der. Beklemek alışkanlığa dönüşürse ve umut çoktan bir kandırmaca olmuşsa o zaman Nietzsche' ye hak veririm.
Gitmek mi kalmak mı yoksa her ikisinin tam ortasında öylece durup beklemek mi daha zor ? Ah Drago, sana denmedi mi ki hayat beklemez, zaman saygı duruşuna geçmez senin umutların için. Bir tek insan bekler, yanılır. Bekledin de noldu ? 'Haydi bir cesaret'ti yapman gereken, o kadar.
"Ya aslında yanılıyorsa? Ya, gayet sıradan bir yazgıya sahip, sıradan biri olarak yaratılmışsa?"
Umut, kimi zaman bir zehir gibi yayılırmış insanın içine, acı acı esermiş damarlarında. Kimi zaman da ölümü geciktirecek kadar güçlenir, onu akla bile getirmeyecek kadar kaygısız bırakırmış insanı. Sevinç bile duyabilirmiş insan umut etmekten. Gururun arkasına gizlenmiş utançla karışık bir sevinç. Nietzsche ; umut işkenceyi uzatır, der. Beklemek alışkanlığa dönüşürse ve umut çoktan bir kandırmaca olmuşsa o zaman Nietzsche' ye hak veririm.
Gitmek mi kalmak mı yoksa her ikisinin tam ortasında öylece durup beklemek mi daha zor ? Ah Drago, sana denmedi mi ki hayat beklemez, zaman saygı duruşuna geçmez senin umutların için. Bir tek insan bekler, yanılır. Bekledin de noldu ? 'Haydi bir cesaret'ti yapman gereken, o kadar.
"Ya aslında yanılıyorsa? Ya, gayet sıradan bir yazgıya sahip, sıradan biri olarak yaratılmışsa?"
19 Mart 2013
nerden başlasam, nasıl okusam
Öylesine bir yürüyüşten böylesine karlı çıkmak ne hoş oldu. Kendimi karlı sayıyorum çünkü oturduğumuz semtte küçük bir kitapçı buldum bugün. Tahmin edebileceğimden çok daha geniş bir keşif alanı vardı ve ben yaklaşık bir saatimi hevesle kitapların arasında geçirdim. Çay bile ikram etti kitapçı. Bir yandan çay içtim bir yandan eğildikçe akan burnumu silerken bulduğum kitaplara hayretle gülümsedim. Çünkü çoğu oldukça eski basımlardı ve eski basımlı kitap okumak beni her zaman heyecanlandırmıştır.
Yedi tane kitabı bir çırpıda alıverdim. Yürüyüş de iyi geldi hem. Günlerdir asgari düzeyde hareketle yaşayan bacaklarım da bayram etmiş oldu. Evimden yürüyerek on dakika uzaklıkta böyle bir kitapçının olması beni hazine bulmuş gibi sevindirdi.( walla ) :) Şimdi ben bunları okumaya nerden başlasam ,nasıl okusam !!
Yedi tane kitabı bir çırpıda alıverdim. Yürüyüş de iyi geldi hem. Günlerdir asgari düzeyde hareketle yaşayan bacaklarım da bayram etmiş oldu. Evimden yürüyerek on dakika uzaklıkta böyle bir kitapçının olması beni hazine bulmuş gibi sevindirdi.( walla ) :) Şimdi ben bunları okumaya nerden başlasam ,nasıl okusam !!
18 Mart 2013
küçük prens
Senin oradaki insanlar, dedi Küçük Prens, bir bahçenin içinde binlerce gül yetiştiriyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar. Aslında aradıkları tek bir gülde ya da bir damla suda bulunabilir. Ama kördür gözler. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçekleri görebilir.
15 Mart 2013
Hımbıl
İşte neredeyse bütün gün böyle oturdum. Bir dağınıklık, bir rüküşlük. Tembellik tembelliği doğurdu. Adını Hımbıl koydular. Fonda bir müzik, çayım buz gibi olmuş, tek yanağımı büzüp sol gözümü kısan bir sırıtma. Sonra "çocuk neden mahzun oldu ?" -Böyle oturmaktan. "Akıl yaşı kaç bunun ?" -Böyle oturmaktan. "Hep mi böyle oturur?" -Hep. "Doktora gösterin bari."
Son 1 söz : Homo homini lupus ( insan insanın kurdudur.)
07 Mart 2013
Savage Garden
http://www.youtube.com/watch?v=WQnAxOQxQIU
http://www.youtube.com/watch?v=zD8KvL1aFNQ
http://www.youtube.com/watch?v=PXd3KGZTj9k
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
