17 Nisan 2012

Ve can eriği çıktı. İki gündür kendimi kaybettim. Eriğe doyup çağlaya geçiyorum. Çağlayı bitirip eriğe dadanıyorum. Çekirdekleriyle yiyorum. İsraf kötüdür derdi babaannem eğer yaşadığını görebilseydim. Harika mıhlama yaparmış, öyle diyorlar. Hafta sonu kedi ellerimi görülmeyesi hale soktu. Bi bakan bir daha bakmıyor. Üzülüyorum. Geçen 5. kattan aşağıya düşmüş. Yüce Rabbim onu bana bağışlamış.
Ah bir gidebilsem. Arkama bakmadan uzaklaşabilsem. Görülmeye değer şeyler kalmadı burda. Yıkıcı günler baharın arkasına saklanmış sinsice yaklaşıyor, hissediyorum. Obsesifliğimin artmasından hissediyorum. Dişlerimi 3 kere fırçalamadan uyuyamıyorum. Kapının kilidini 2 kere sağa 1 kere sola sonra yine 2 kere sağa çevirmeden apartmandan çıkmıyorum. Bi de sokakta gördüğüm herkesin boynuna sarılmak geliyor içimden. Ne zaman bu kadar insan sevgisi besledim içimde bilmiyorum. Geri veriyim istiyorum sevgilerini tek tek. Boyunlarına sarıldığım sırada. Kulaklarına 'seni seviyorum, işte, al, bu da senin sevgin' diye fısıldayıp gideyim. Çok uzaklara gideyim. Ama biliyorum daha köşeyi dönmeden aklıma gelirsin. Kahrolası ne kadar pişmanlık varsa başıma üşüşür. Bir adım daha atamadan yokluğun üzerime çullanır. Ağırlaşırım. Anlarım ki geride bıraktığım yollar senindir. Her kararlı adımımda aslında aldanmışlığıma yürüyorumdur. Seni görmeden yaşayabileceğimi sandığım aldanmışlığıma. Gidememek beni nasıl esir ederse, kalmakla da ruhum o kadar şad olur. Biliyorum işte, aynen böyle olur.

7 yorum:

asyayazar dedi ki...

Fazla C vitamini almışsın, hepsi C vitaminin yan etkileri.

ne dedim ben dedi ki...

:))) Öyle mi dersin o zaman bu harika :)

Susmak güzel dedi ki...

gülümsettin sende benim gibi erik hastası hımmm çok kötü çünkü dişlerimi bir tuhaf ediyor sonra bir şey yediğimde acıyor gibi :))insan sevgin güzel hep böyle kal ileri gitme zararlı:)))bir de bir de şey dicektim ya hımmm güzeldi yazı niye artı bir yok beğen butonu olmalı beğenmek istiyorum çünkü

Maya dedi ki...

Bu yazıyı dışarıdaki salak fırtınanın sesi eşliğinde okuyorum, değişik ruh haline girdim, benim de takıntılarım var, plaka okuyorum plaka sayılarını birbiriyle çarpıyorum, sonra da 9'a bölünebilir mi diye kontrol ediyorum.

ne dedim ben dedi ki...

susmak güzel, 2 gündür hayatımda oluşan gizemi çözdün, teşekkür ederim.dişlerimi fırçalarken sağ dişlerim çok acıyo demek eriktenmiş :) beğen butonu hiç düşünmemiştim ancak sen hep beğenirsen koyarım ona göre ;)
mayacığım o salak fırtınanın tam ortasındaydım dün,çok fenaydı. senin takıntın daha eğlenceli kıskandım ben şimdi ;)

Nelson Souzza dedi ki...

Hello! My first visit, will visit you again. Seriously, I thoroughly enjoyed your posts( really interesting blog). Would be great if you could visit also mine...Thanks for sharing! Keep up the fantastic work!

oyumben dedi ki...

Ah bu pişmanlıklarımız... Bu kaygılarımız yok mu?... Berrak bir suya damlayan mürekkep gibi, nasıl da bulanıklaştırır zihnimizi.
O minicik tek bir damla yeter tüm zihni kirletmeye.
Oysa bilmez kimse; kirletmek değildir amacı kaygının, sadece zihnin enginliğinde seyrelmek ister.
Yayılarak azalmak, büyüyerek yok olmak ister.
Ve zihnimiz, kontrolü bizde sandığımız bu çaresiz benliğimiz, ne kadar da savunmasızdır kaygılara karşı.
Ancak sonsuz bir zihin cevap verebilir onun yok olma arzusuna.
Ve ancak sonsuz bir zihin bir kaygı okyanusunu içinde berraklaştırabilir.