25 Nisan 2012

beni bu havalar mahvetti

Mahvolmuş iyimserliğimle çığırından çıkmış öfkem bir olmuş üzerime geliyor. Kendime dayanma eşiğim günden güne azalıyor. Ben, gün boyu düşündüklerimden değil yaptıklarımdan ibaretim. Düşüncelerim duygularımı, duygularım davranışlarımı yaratıyorsa, davranışlarımdan bir türlü iyileşmeyen düşüncelerim sorumludur diyorum. Boşluklarımın içinde salınıp duruyorum. Kapı eşiğinde bekleyen çocukluğuma yüz vermiyorum. Kendime olabildiğince tarafsız bakmaya çalışsam da yaptıklarımı haklı çıkarabilecek nedenleri arayışım hiç bitmiyor. En kötüsü de sanırım artık bir nedenim kalmadı. Omuz silkip sadece 'işte' diyebiliyorum. 'Neden böylesin' - İşte! Ne kadar inandırıcı olabilirse o kadar işte. Savunmam arsızlığım; yüreğimin arsızlığı.
Sorarsanız anlatıcam. Son nefesini veren bir günahkar gibi dökücem içimi, biliyorum. Ama şimdi çok yalnızım.

11 yorum:

asyayazar dedi ki...

Satre insan yaptığıdır der, Freud ise insan düşündüğüdür der.Her ikisi de doğru belkide, çünkü seçilmiş davranışlar sergiliyoruz. Yüzlerce şey düşünüp birini seçiyoruz uygulamak için.

Maya dedi ki...

ne kadar sosyal olsak da kafatasımızın içinde yapayalnızız.. hem de o berbat düşünceler saldırıya geçince daha da artıyor o yalnızlığımız :(

ne dedim ben dedi ki...

asyayazar ; neyseki hala hem düşünüp hem yapabiliyorum sadece düşüncelerime yetişemiyorum. son zamanlardaki seçimlerim şüpheye düşürüyor beni.aklım hep seçmediğim diğerlerinde ;)

maya ; beni özetlemişsin. yalnızlığımı sevmek istiyorum.

The Merika dedi ki...

madem örnekler veriyoruz osho derki= biz yanlızlık ve tekbaşınalığı birbirine karıştırıyoruz.yanlızlık ürkütücü ama tekbaşınalık keyifli bir şeydir.hatta onun güzelliğini keşfettiğiniz anda bir daha vazgeçemezsiniz der.kaldı ki bence yanlızlığını sevmene imkan yok.sevilicek türden birşey değildir genelde:D ama tekbaşınalığını seversen düşüncelerini durdurursun ve hepimiz yanlız yaratıklarız en çok görünenlerimiz bile
;)

The Merika dedi ki...

ha birde o coçuğu tekrar görecek olursan lütfen kapı eşiğinde bırakma yüz vermesen de en azından içeri al;)

ne dedim ben dedi ki...

osho yu yürekten destekliyorum :) tek başına olmayı çoğu zaman bir lütuf gibi görüyorum ve seviyorum. ama işte biliyosun bu havalar.. ;) yalnızlık kendimi hayattan soyutlanmışım gibi hissetttiyor. ve o çocuk varya başıma ne geldiyse onun yüzünden geldi. bak kıyamadım şimdi yine de

Erdost Yüksel dedi ki...

Yalnızlık, anlatılmaz! Yalnızlık, paylaşılmaz! Yalnızlık, insana mahsus! Yalnızlık, bazen insanlık hali bazen de Baudrillard’a öykünüp “yalnızım dostlarım” diyerekten aforizmalarla paradoksal düzlemler kurmak! yalnızlık, -tek başınayken dinlediğinde sulu gözlü olduğunu anladığın- The Doors’dan “people are strange” şarkısının sözlerinde kendini bulabilme durumu! Yalnızlık, iş dönüşü kapıyı anahtarla açıp karanlık eve girdiğinizde "ben geldim" diyecek kimse olmadığında hatta daha beteri, kimse olmadığını bile bile "ben geldim ulan evim, nasıl geçti günün be yav" dediğinizdeki ve de evle, bilgisayarla, televizyonla, puzzle'la, müzikle, mutfak penceresiyle, otla bokla yüksek sesle konuştuğunuzdaki hal! Yalnızlık, elektriğin kesildiği anlarda yanınızda “ne iyi oldu bak, konuşmamıza yaradı” diye avunacağınız kimsenizin olmaması! Yalnızlık, 7tepeli şehirde kalabalıkta bir yüz olduğunuzu anladığınız zamana verilen ad! Yalnızlık, “ben yoksun, çünkü sen yoksun” diye ……tan tayyare laflar üretmeye başlamanıza vesile! Yalnızlık, bu yazının tüm yükünü üstüne attığım götü boklu! Yalnızlık, üstada öykünerek söylediğim -adına yarışmalar düzenlenen bir pasaklı (sidikli) kontes! Yalnızlık, yazılamayanların yazılabileceği, potansiyel bir cinayet, katili meçhul… Yalnızlık, kendimizi yalnız komamak için bütün gece aynanın karşısında oturmamıza neden olan! Yalnızlık, yüzyıllık! Yalnızlık, bin yıllık! Yalnızlık, tarihle yaşıt! Yalnızlık, bir üç nokta, yarım kalmış, arkası var bilirsin ama elin kolun bağlı getiremezsin! Yalnızlık, umutlarını bir şıpsevdi çiklet çıkartmasına bağlamaktan başka çare kalmamasının sonucu! Yalnızlık, cenaze veya tadilat nedeniyle kapatıp durmak Erdost’u! Ve asıl ve de en kötü olanını da diyerekten bitirilen bir yazıda, YALNIZLIK, eşittir O’nun olmaması durumu…

ne dedim ben dedi ki...

Ne güzel yazmışsın.Yalnızlığı tarif ettiğin her cümle içimdeki bir diğer beni hatırlattı bana.Yalnızlığın istenmeyen şekilde ve zamanda gelmiş olanları da içimi burktu.Kendimizi keşfetmek ve gerçekleştirmek için en iyi zaman olmalı yalnız kaldıklarımız.Yalnızlığımı gönül rızasıyla içime yerleştirdiğim gün huzura kavuşucam.Her gün içimde hissettiğim boşluk yalnızlığımla dolmayı bekliyor.

Susmak güzel dedi ki...

beni anlatır gibisin gerçi hiç düzelmeyen ve düzelmek için çaba göstermeyen ...:))

ne dedim ben dedi ki...

Düzelebilirdik eğer düzelebilseydik dimi ;)

oyumben dedi ki...

Olmak istediğimiz şey ile olduğumuz şey arasındaki fark gözlerimizin içene baka baka sıkar boğazımızı. O boğazımızı sıkarken suratına atılan bir tokat gibidir "işte" cevabı. Bir miktar nefes alırsın bu cevapla. Fakat o tekrar kendine geldiğinde daha büyük bir hırsla yapışır boğazına. Farkı yoketmeli.