aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2012

EDERLEZİ



bir gece,onlar baharın gelişini kutlarken biz 
hardal renginin gölgesinde sevişiyoruz
kaderimizi, son bulduğu yerden başlıyoruz içmeye
ruhunun derinliklerine dalıyorum
kulaklarımı sağır eden bir sarhoşlukta kayboluyorum
dokunuşunla canlanan tenime hayretle gülümsüyoruz
ellerinin değdiği yerleri kutsuyorum bir bir
bütün hazlarımı vücuduna teslim ediyorum ve
söz veriyorum geri istemeyeceğime
saçlarımın arasından yüzüne akan iki damla terle fark ediyorum bağışlandığımı
dudaklarından fışkıran kokun çıplaklığıma siniyor 
kimsesizliğimi aşka terk ediyorum 
onlar meşalelerini söndürürken biz 
uzun bir yolculuktan susamış dönüyoruz
sonra oluyor
gökyüzünü örten göz kapaklarına içerliyorum
biraz daha baksın istiyorum maviliğin yüzüme
yitip giden bütün acıları omzuna dayadığım gözlerimden akıtıyorum, sessizce 
ve bir kez daha emin oluyorum 
dönüp dolaşıp yine seni seveceğime.



20 Mayıs 2012

laf olsun beri gelsin laf olsun geri gelsin


-Bir hafta içinde üç kez düştüm. Birinde ayaklarımı havada gördüm, güldüm. Diğerini çaktırmadım ama sonuncusu dizlerimi çürüttü.
-Öğle yemeğim boğazıma takılmak istedi öleceğimden korktum da bir saat ağladım.
-Bu aralar her sabah arabesk müzik dinlemeye mahkum ediliyorum. İçimden dayanma gücümü sınadım gerçekten çok sabırlıymışım. Dilimde emrahın şarkıları aklımı çürütüyorum. Sokak düğünlerinin sezonu da açıldı.
-Rüyamda nasıl mantıksız şeylere aldanıyorum bilseniz. Mesela tuvalet musluğunu açıp suyun karşısına oturup şelale izliyormuş gibi büyüleniyorum. Bana çocukluğumu hatırlatıyor, duygulanıyorum.
bir de geçen gece şiir yazdım:
 çok aşığım
 otursam da aşığım
 kalksam da aşığım
 onun olsam da aşığım
 benim olmasa da aşığım
 ders çalışmaya vakit bulamasam da
 aşığım
 günahkar aşığım
 aptal aşığım
 beşinci bardak çayımda aşığım
 pencere kenarında aşığım
 sabah altı buçukta kalkacak olsam da aşığım
 sıramın gelmesini beklerken aşığım
 özlesem de aşığım
 gurursuzsam da aşığım
 gitme, aşığım
 gülme aşığım
 katıksız aşığım

   Kendime sakladığım zamanlarımın vazgeçilmez sesi. Dinlerken bilincim başka bir boyuta geçiyor ve kontrolsüzce sağa sola savruluyor. Öyle herkese nasip olmayan bir huzurda boğuluyorum.

22 Nisan 2012

Arabası çamura saplanmış da ondan olmuş. Yoksa bi çay içip gideceklermiş. 27 yıldır evleneceği güne sakladığı bakirliği, ıssız bir tarlada, akşamın bir vakti, çamura saplanmış arabasının arkasında, sarışın bir kızla son bulmuş. Allahtan seviyormuş kızı. Ama nasıl olur da yıllarca beklediği çocukluk aşkının elini bile bir kere tutmuşken, iki günlük bir heyecan bu kadar yerle bir etmiş değerlerini. Sevdiği kız da sırf ona inat beklemediği bir zamanda başkasıyla evlenmemiş mi. On yıllık aşklarını bir inat uğruna hiçe saymamış mı. Mutsuz da olsa, geri dönmek istese de artık çok geç değilmiymiş. O, on yıllık aşka ihanet etmiş ama kendisinin ki başkaymış işte. Yok, o değilmiş de düşündüğü, hiç böyle hayal etmemiş ilk birlikteliğini. En azından bir yatak olsaymış. 5 dakika içinde olup bitmeseymiş de sabaha kadar sindirebilseymiş içine; yeni kavuştuğu erkekliğini. Bütün teni dokunsaymış bari ilk sahibine. Doya doya vicdanını rahatlatacak sözler duysaymış kızdan. Çünkü kız şaşılacak kadar keyifliymiş. Çok şefkatliymiş elleri, nasılsa şefkat beklediği ilk erkeğini unutalı çok olmuş kızın, şimdi yanındaki erkeği sakinleştirme görevini seve seve üstlenebilirmiş. Ama zaman en aceleci haline bürünmüş o akşam. Pişmanlığının, yerini alışılmış erkeklik gururuna bırakacak bir kaç saatleri daha olsaymış, o zaman belki ilk söylediği cümle 'yapmasamıydık keşke' olmazmış. Nasıl söylemiş öyle bir şey. Bu kadar mı kız'mış düşünceleri. Her erkek böyle mi hissedermiş acaba. 27 yaşındaysa evet böyle hissetmesi çok yüksek olasılıkmış. Keşke reşit olduğu gün sevincini sadece bir şişe birayla kutlamakla kalmasaymış. Her şey bir yana  günahkarmış artık. Tanrı affetmiycekmiş. Ortam müsait değilmiş affedilmesine. Arabada olmasa belki bağışlanabilirmiş. Ama neymiş bu hakimiyetsizlik, bu aptalca teslimiyet. Bu kadar hoşuna gitmeseymiş, belki yine affedilebilirmiş. Çok güzelmiş ama napsın. İnsan aklının, yıllarca sahip olduğunu sandığı bütün erdemleri unutacak kadar delirdiği an, bir tek bu an değilmiymiş. Tüm insanları bir yapan, en bilgesini ve cahilini, dinsizini ve azizini, babasını ve annesini aynı insan yapan, dünyanın varoluşuyla var olmuş tek doyumsuz haz, şimdi utandıracak bir tek kendisini mi bulmuş. Herkes o an yaratılış amacının hakkını vermenin zevkiyle bağırıp hayvanlaşmaz mıymış zaten. Hayvani dürtülerine karşı gelen tek bir insan varmıymış dünyada. Olamazmış, çünkü  insanlar da tıpkı hayvanlar gibi nesillerini devam ettirmeye kodlanmışlar. Tanrı, sadece düşünebilen hayvan için, itiraz edip de ürememezlik yapmasın diye dünyanın en güzel ve vazgeçilmez tadını da o ana bahşetmiş. Hem kadere de inanırmış. Kadermiş başına gelen her zamansız şey. Yıllarca buna inandırılmış, şimdi mi sorgulayacakmış sanki. Dünyada bir erkek bir doğuma daha hazır hale gelmiş, hepsi bu. Birden kızın söylediği söz gelmiş aklına, " Geçecek merak etme. Hem düşünsene, hayatının en anlamlı sandığın anı, bu kadar sıradan geldi işte, asla unutmazsın, beni de." Gülümsemiş. Aklı karışıp duruyormuş. Yine de araba çamura saplanmasaymış keşke. Ama çok güzelmiş işte napsın.

07 Nisan 2012

Aşk olsun dediler, lütfen olsun dedim. Rüyam hayırlıymış. Gittiğin söylendi. İnandım.
İçim kalktı içim boşaldı. Zaman doldu zaman boşaldı. Çocuklarımız oldu ayrı ayrı.
Büyüdüler, biz öldük. Ne gelirdi ki elden, benim ağzımdaki tek şey annemin memeleriyken
senin ağzın kim bilir neler söylüyordu. Benim duvarlarım solculuk posterleriyle doluyorken
senin yatağının ve göğsünün sol tarafı çoktan dolmuştu. Ama olsundu, aşk olsundu sadece.
Allah isteyen herkese versindi. Zaman kafamdaydı nasıl olsa. Yedi yaşıma geri döndüm bende,
yedi yaşındaki ellerini tuttum. Bugünkü kadar güzel görünüyordu. Aynı gün okumayı söktük.
Dualarımda cimri değildim daha. Saçlarım da sarı değildi henüz ve bir yudum sevişmeyle sarhoş
oluyordu aklım. Aşk oluyordu yine. Zaman aşk doluyordu ayrı ayrı. Bütün yaşlarıma adını koydum,
adın şimdi koskoca bir kız oldu. Ve artık sevişme vaktiydi. Bundan sonraki bütün gece vakitleri gibi.

19 Aralık 2011

mavi

aklın peşinden giderim sonsuza kadar.mahremimi açarım ona.sarılır ağlarım.ayaklarımı öperken çocuk olurum.kokusunu ararım yastığımda.kahkahalarını bulaştırırım üzerime zor günde yanımda olsun diye..gözlerinden öperim.anlatsın isterim her şeyi.bütün sorularımı sorarım ona.savunmasızlığımı teslim eder el sallarım arkasından.üzerime alırım.yanında kalırım.elimden tutup götürse nereye diye sormam.herkesin zaafları vardır yani umuyorum yalnız değilim!benim de seni gördüğümde delirmem bundan olsa gerek.bunca yıl nerdeydin? eksik geçen her günüm için yanımda olacağın bir tam gün borcun var bana.cümleye dökemediğim düşüncelerimi senden daha iyi anlayan yok.kimsenin anlayamadığını bir tek sen anlıyorsun.saçmalasam gülüyorsun, güldüğümde duygulanıyorsun.bu yazıyı okuyabilseydin eğer yine seni çok iyi anlayabiliyorum diye geçirirdin içinden biliyorum.huzursun sen,içime çektiğim en temiz şeysin.korkularımı hissettirmeden toplaman ne büyük cömertlik.eksildiğini farkedince anlıyorum.kendimi daha güçlü hissettikçe sana minnettarlığım artıyor.hiç bıkmadan usanmadan beni bana anlatıyorsun.benim bile kendime konduramadığım mükemmellikleri sen hiç tereddütsüz adımın yanına sıralayıveriyorsun.sana inanmak dünyanın en rahatlatıcı duygusu.bu yazıya bana hissettirdiklerini yazmak için başlamamıştım seni anlatmayacaktım çünkü biliyorum ki ne desem hep eksik kalacaktı.ama işte düşüncelerimden akıverdin buraya da.her geçen gün daha güzel olacak dersen susarım.ve işte sesini duyuyor gibiyim..

10 Aralık 2011

mmm......

'kalabalık bir sokak belki hayat, sen her köşe başı..yorgunluktan mı bu halim düşünmek bile zor.. kelimesiz geldiğim fikirler yol almaz,dağınıklıktan mı bu halim durulmak artık zor.. geçmişte bitirdiğim hüznümde hal kalmaz..
  sen yağmur sonrası..'
gözlerini bırak da git dedim. sen yokken seninle avunmama izin verir misin? zamana yetişemiyorum.  doyamıyorum. cennette yerimi garantiledin sana borcumu nasıl ödeyebilirim? bir de ben anlatsam.  çamura bulanmış zihnim sadece seni düşündüğümde berraklaşıyor. gözlerinin mavisini elde etmek için kaç boya harcadım bilsen. her maviyi denedim indigo, prussian, parlement, beyazla da karıştırdım pembe bile kattım. yok olmadı. parçalanmış vazo gibi maviler.. neyse dedim zihnime çerçeveledim nasılsa unutmama izin vermeyecektir beynim. tesadüf olamazsın. bana bütün bilinmeyenlerimi alıştıra alıştıra söyle. mesela bugün cesaretimi keşfettik; bedeli yalnızlık olanını. en sevdiğin yanımmış ya yalnızlığa razı geldim. sigara söndürürken yanan parmağımı öptün farkında olmadan. iyileşti. evet işte bu sihirli kelime iyileşmek. beni iyileştiriyorsun. her boşluğum seninle dolmak için boşalmış meğerse.  bu yüzden teşekkür etmeliyim giden her şeye. sana yer açmakmış amaçları. hoş bulman da yine senden kaynaklanıyor yani. sen benim duygularımdan sorumlu olan beyin katmanımsın. duygusal beynim. %20 lik bir alan kaplaman gerekirken sen %80 imi çevrelemişsin. ne mutlu. isminin harflerinden en çok M yi seviyorum. ait olanı söylüyor. beniMsin, seniniM, canıM, herşeyiM.. özlersem çıldırırım dedim yakında geleceğini biliyorum.