ilginç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilginç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Eylül 2013
neyse ki
Yatılı bir yorgunluk vardı evimde günlerdir. Neyse ki gittiler. Ben de evi topladım önce, çamaşırları yıkadım, ütü yaptım. Yatakları yorganları temizleyeyim dedim yorgunluk kırıntıları kalmasın yoksa rüyamda deliler kovalar beni.Ben az biraz deliyim zaten. Olsun. Fazla akıl mı delirtirdi insanı yoksa akılsızlık mı? Düşündüm bir süre, nasılsa vaktim bol. Çay içerken düşünmek en doğrusu dedim, ocağa su koydum. Demine de sevdiğim adamı ekledim. Daha demin gitmişti zaten. Gider gitmez özledim. Ben her şeyi hemen özlerim. Böyleyim işte. Bir de kedileri çok severim. Ne zaman sokakta bir kedi görsem eve götürmek isterim. Bir kez yaptım. Sokakta bulduğum kediyi eve getirdim. 6 yıl yaşadık beraber. Çayı bitirip düşünmekten sıkıldığımda saat öğlen 2 olmuştu bile. Hava öyle dışarı çıkılasıydı ki heveslendim. O hevesle saatlerce yürümüşüm. O kadar ki dönüşte taksiye binmek zorunda kaldım. Üstelik saydım yol boyunca tam 6 tane kedi görmüşüm. Çok acıkmıştım. Acıkmak benim için çoğu zaman büyük sorun. Her an bir şeyler yiyesim vardır mesela. Özellikle uyandığımda felaket acıkmış olurum. Her sabah gözümü açtığımda ilk aklıma gelen şey kayısı kıvamında çift sarılı bir yumurtadır. Yumurtayı düşünürüm bir süre. Kaynamaya başladıktan 2 dakika sonra altını kapatır ve biraz da sıcak suda bekletirsen kayısı kıvamını elde edersin. Eğer hayatımda yumurta olmasaydı sabahları çok mutsuz olurdum eminim. Ne kadar acıklı. Hayat da acıklıdır zaten. Neyse ki ben çoğunlukla mutluyum. Akşam için kendime makarna yaptım. Makarnayı da çok severim. En çok peynirli ketçaplı olanını. Öyle çok yemişim ki neredeyse kusacaktım. Midemin yatışması için yarım saat kıpırdamadan yatmak zorunda kaldım. Sonra sıkıntıdan 3 kere televizyonu açıp 3 dakika kanalları gezip kapattım. Bazen böyle çok sıkılırım ben. Çay içiyim bari dedim. Ocağa su koydum. Demine de sevdiğim adamı ekledim. Yalnızlığıma acıdım yine. Hüznümü örtbas edeyim diye bir kitap alıp saatlere okudum. İyi geldi. Zaten kitap okumak hangi yalnızlığa iyi gelmezdi ki. Baktım saat gecenin 3 ü olmuş. Birazda yatakta okuyup uyuyayım artık dedim. Dişlerimi fırçaladım, pijamalarımı giydim tam yatağa girecekken bilgisayarın fişini çekmediğim aklıma geldi, salona geri döndüm. Kitap ayracımı orda unuttuğumu fark ettim. Benim her şeyde bir hayır vardırlarım genellikle, gün içinde, küçük ayrıntılarla karşıma çıkar. Eğer ben bilgisayarın fişini çekmek için salona geri dönmeseydim kitap okurken uykum gelecekti ve kitap ayracımı bulamayacaktım. Aramak için yataktan kalkacaktım ve uykum kesinlikle kaçacaktı. Bu benim için neredeyse bir felaket demek. Ben kitap uçlarını kıvırmaktan nefret ederim. Hem fişleri de prizde bırakmamak gerekir. Neyse ki her şey yerli yerinde, neyse ki yaşamak aslında öyle keyif verici ki. Çünkü kitaplar var, çay, yumurta ve kediler de.
03 Ağustos 2013
acındır acım
Biriyle dertleşecek olsan karşındakinin de nasıl aynı acılar içinde olduğunu anlar vazgeçersin. Kişilerin, olayların farklı olması durumları etkilemez. Çıkan sonucun kalbine vurduğu çarpım değeri değişir bi tek. Bu acının üç katı bendeki, beş katı sendeki. Değil mi ki insanların acı eşikleri farklıdır acıları değil. Aynı tencerede aynı acılarla pişiyoruz. Ağustos güneşi seni de kavuruyor beni de. Serinlemek istediğinde sen denize girersin ben sevişirim. Hepsi bu.
06 Haziran 2012
Üç Heceli Bi' Sarhoş Grameridir Perihan
"Hani; her gün sabahına uyananların dışında kimsenin *ikine sallamadığı kasabalar vardır, girişinde koca tabelalarla "kasabamıza hoş geldiniz" yazan... Sen saatte 100 km hızla A şehrinden B şehrine giden bi' araçla içinden geçerken; bir dakika bile dolmadan hem hoş gelmiş hem de hoş gitmiş olursun. Çünkü 1 km önce sana "hoş geldin" deme ihtiyacı duyan dangalak, çıkışa da "hoşçakalın" yazdırmıştır sırıtarak.İşte bizim hayat diye kodladığımız zavallılık da böyle bi' şeydir Perihan. Sen "tamam bu sefer buldum" dediğin anda, o çoktan çıkıp gitmiş olur arka kapıdan.Ha, unutmadan;Tabakla ağzım arasındaki yolda bir gıdım tarator daima gökyüzüne damlıyor, o yüzden gökyüzünde çürümüş yoğurt lekeleri var Perihan, o yüzden gökyüzünde kolumun çarpıp devirdiği kadehlerden kalma ağır bi' anason kokusu. Ve bu kokuşmuş göğün altında; '...tombul bir dulun bira kokulu ağzı ensemde soluklanırken; yaban kedisi kürkünün içinde; soluk yüzü, siyah saçı ve uzunca burnu ile bir Kürk Mantolu Madonnayla hiç göz göze gelemeyeceğim ben...' İşte sırf bu yüzden sen keman çalmayı bilmiyorsun, hiçbir yağmur da ıslatamıyor o biçimini bilmediğim saçlarını ve ben de arındıkça kirletmek istiyorum bu cinayet mahalinden hallice dünyayı...Bir de Perihan; ölmek iki ihtimalin orta yerinde bilinçsizce kalakalmaktır belki de, belki de bir düşevren, istek ve olmayışlıkla kurulu bir eşitsizlikte... Halının üstünde bir parça alüminyum folyo ve iğnesi çoktan pas tutmuş bir şırınga gözüne iliştiğinde;Bingo! Hayat denen ibne karşındadır artık, hem de o kıllı, kocaman götüyle.O an, "nihayet bitti" dersin Perihan.Ve/fakat"nihayet bitti" dediğin anda aniden kendini yenileyen bu hüsran,tutup kaldırırmış gibi yerden hiçliğini, bi' zırıltı ya da hiç gidilmemiş bir yerin kadraja güzel sığmış resimleri gibi koca bi' talan başlatır belleğinde.(ve) Üşümüş ellerini alıp titreyen ellerinin içine, yeni bir gidişe hazırlar seni, o "nihayet bitti" denilecek anlar hiç tükenmesin diye...
İşte böyle Perihan, herkesin Mariası kendine Pudermiş anladım. Ve tamam itiraf ediyorum; ben ne zaman rakının bokunu çıkarsam önüme gelene Perihan diye sarılıyorum, ama Allah belâmı versin ki Perihan kimdir, necidir inan hiç bilmiyorum. Bir de ben nasıl böyle eşiğe sıçıp kaçan kediden bile bi' hüzün çıkaracak manyak oldum, bir türlü anlamıyorum.Son olarak; Pavase iyi demiş Perihan;sırf *iktiri çekip gidebilmenin tadına varmak için de olsa "herkesin bir evi olmalıdır" ve güneş göğün sahnesinden çekilip gidince her gece, yağmur yağmalıdır şehirlere; sırf herkes boşaltıp sokakları evinde geberebilsin diye,yağmur yağmalıdır bizim gibi çulsuzların üzerine..."
not: kim yazmış bilmiyorum. Bir de neden bilmiyorum ama bilmeyi çok istiyorum.Her yerde paylaşmaya doyamıyorum,okumaya da.
İşte böyle Perihan, herkesin Mariası kendine Pudermiş anladım. Ve tamam itiraf ediyorum; ben ne zaman rakının bokunu çıkarsam önüme gelene Perihan diye sarılıyorum, ama Allah belâmı versin ki Perihan kimdir, necidir inan hiç bilmiyorum. Bir de ben nasıl böyle eşiğe sıçıp kaçan kediden bile bi' hüzün çıkaracak manyak oldum, bir türlü anlamıyorum.Son olarak; Pavase iyi demiş Perihan;sırf *iktiri çekip gidebilmenin tadına varmak için de olsa "herkesin bir evi olmalıdır" ve güneş göğün sahnesinden çekilip gidince her gece, yağmur yağmalıdır şehirlere; sırf herkes boşaltıp sokakları evinde geberebilsin diye,yağmur yağmalıdır bizim gibi çulsuzların üzerine..."
not: kim yazmış bilmiyorum. Bir de neden bilmiyorum ama bilmeyi çok istiyorum.Her yerde paylaşmaya doyamıyorum,okumaya da.
16 Nisan 2012
Charlie Chaplin
Kendimi ne zaman mutsuz hissetsem O'nu seyrederim. Her seferinde filmlerine, bestelerine, fikirlerine, sinema yeteneğine ve gülüşüne hayran olurum. Benim dünyamın sihirbazıdır O. Ne kadar sevsem az. İyi ki doğdun Charlie Chaplin.
24 Şubat 2012
Bol bol soru çözmem gerekiyormuş. Tamam dedim. Aldım test kitabını önüme.
Soru 1- "Kanunen muteber bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda bir guna mahsup gösterilmediği taktirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Müteaddit borçlar muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. Takibat vaki olmamış ise tediye, vadesi iptida hulul etmiş olan borca mahsup edilir. Müteaddit borçların vadeleri aynı zamanda hulul etmiş ise mahsup mütenasiben vaki olur. Hiçbir borcun vadesi hulul etmemiş ise alacaklı için en az teminatı haiz olan borca mahsup edilir." şeklindeki BK.m 86 hükmü aşağıdaki hukuk kuralları çeşitlerinden hangisi ile nitelendirilir?
Kapattım kitabı. Kendimin günahını almışım. Sevindim. Yattım, uyudum.
Soru 1- "Kanunen muteber bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda bir guna mahsup gösterilmediği taktirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Müteaddit borçlar muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. Takibat vaki olmamış ise tediye, vadesi iptida hulul etmiş olan borca mahsup edilir. Müteaddit borçların vadeleri aynı zamanda hulul etmiş ise mahsup mütenasiben vaki olur. Hiçbir borcun vadesi hulul etmemiş ise alacaklı için en az teminatı haiz olan borca mahsup edilir." şeklindeki BK.m 86 hükmü aşağıdaki hukuk kuralları çeşitlerinden hangisi ile nitelendirilir?
Kapattım kitabı. Kendimin günahını almışım. Sevindim. Yattım, uyudum.
22 Şubat 2012
ilk mim :)
Ben bu mimlemek nedir ki derken sevgili Maya'nın Günlüğü beni mimlemiş bile :) Yeni bir blog yazarı olarak soruları cevaplamak eğlenceli olacak :
1-En sevdiğin şeyler nelerdir nelerden hoşlanırsın ?
Resim yapmaya bayılıyorum. Kitap okumayı ve film seyretmeyi de çok severim. Orta şekerli bir Türk kahvesi eşliğinde arkadaşlarımla sohbet etmekse sevdiğim bir alışkanlık olarak yıllardır hayatımda. ( ayrıca bu cümle Maya'ya bir mesaj olsun ;)
2-Bilgisayarda vaktini neler yaparak geçirirsin ?
Son zamanlarda bilgisayarı blog yazmak ve okumak için kullanıyorum. Müzik dinlerim ve bazen de yatağıma geçer film seyrederim. Merak ettiğim o kadar çok şey var ki google sağolsun her şeyi ondan öğrenirim:)
3-En sevdiğin filmler nelerdir, veya izlediğin ve hafızanda kalan veya kesinlikle izleyin dediğiniz ?
O kadar çok ki hangi birini yazsam. İlk aklıma gelenler : Vanilya Sky, Wristcutters, Tim Burton'ın bütün filmleri ( en çok Big Fish), Amelie, içinde Charlie Chaplin geçen bütün filmler ( hayranıyım kendisinin ), Schindler'in Listesi ( böğüre böğüre ağladığımı hatırlıyorum ) Persapolis, Tanrıkent, Paramparça Aşklar ve Köpekler, A Clockwork Orange. fff bu işin içinden çıkamayacak gibiyim. Belki bi ara bu film listesini uzun uzun yazarım ama şimdilik bu kadar olsun :)
4-Şu aralar almak istediğiniz şeylerin listesini yapsanız bunlar neler olur ?
Uzuun bir alınacak kitaplar ve filmler listem var onları alsam huzura kavuşucam :)
5-Şu sıralar en çok dinlediğiniz şarkılar ? 3 tane
Ray Lamontagne Jolene, Jehan Barbur Neden, Beirut Elephant Guy.
Ve bitti.. :)
26 Ocak 2012
lüzumsuz bilgiler
bunları biliyor musunuz? bilmeli misiniz? bilmiyorum. benim ilgimi çekti!
Neden Esneriz: aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek tam olarak bilinememektedir.ama biliyoruz ki esnemek de gülmek gibi bulaşıcıdır.yani nasıl yemek yiyen birini görünce acıkırsak onun gibi bir şey.esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. bir görüşe göre ilk insanlardan kalma bir davranış. ilkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi. günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır.
Ortalıkta niçin ölü güvercin görmüyoruz? :genellikle hayvanlar kendilerini ölüme yakın hissettiklerinde ölümü beklemek için bir yerlere gizlenirler. buradaki içgüdü kendilerini güçsüz hissetmeleri nedeniyle bir düşmanla karşılaştıklarında karşı koyamamak ve kaçamamak korkusudur. saklandıları yerde öldükten sonra da vücutları bir şekilde ya da başka hayvanlar tarafından yenilerek yok edilir veya kendi kendilerine çürüyerek toprağa karışırlar.
Dünyanın dönüşü aniden durursa ne olur? :dünya aniden durursa atmosfer dünyanın dönme hızıyla dönmesine devam ederdi. fren yapmış arabadaki insanlar ve eşyalar gibi, yere, kayalara sabitlenmiş her şey bu hızla ileri fırlar, büyük depremler olur, denizler karalara karışır, hayat yok olurdu ama hiçbir şey uzaya gitmezdi.
İnsan ne kadar uyanık kalabilir? :bunun deneyle ispatlanmış cevabı 264 saat, yani yaklaşık 11 gündür. Randy Garner isimli 17 yaşındaki bir lise öğrencisi 1965 yılında, bir bilim fuarında bu kadar uzun süre uyanık kalarak rekor kırmıştır. dikkatli gözlem altında yapılan diğer deneylerde insanların 8 ila 10 gün uyumadan durabildikleri ve bu sürede zihin, güdü ve anlayış seviyelerinde gittikçe ilerleyen bir konsantrasyon eksikliği dışında tıbbi, fiziksel ve psikolojik olarak ciddi sorunlarla karşılaşmadıkları gözlemlenmiştir.
Loş ışıkta okumak gözü bozar mı? :loş ışıkta okumak gözü yorabilir, göz kaslarının gerilmesine yol açabilir, baş ağrısı yapabilir ama gözde, parlak bir ışıktan daha çok görme bozukluğuna yol açmaz. aşırı okumanın, çok küçük harfleri okumanın, ince işlerle uğraşmanın, zayıf ışığın, televizyon ye yakından bakmanın, kalitesiz güneş gözlüğü kullanmanın da gözün bozulmasıyla ilgisi yoktur.
Niçin üflemek soğutuyor da hohlamak ısıtıyor? :çok sıcak günler hariç vücudumuz, dışarıdaki ortama göre daha sıcaktır. hohladığımızda bu hava ağzımızın aldığı şekilden dolayı genleşmeye uğramadan ve ısısı pek değişmeden dışarı verilir. açıkta, hava ile temesta olan ellerimiz daha soğuk olduğundan, hohladığımız havayı oldukça sıcak hissederler. dudaklarımızı birleştirip hava üflediğimizde, dar bir kanaldan geçerek geniş bir boşluğa çıkan hava genleşir, enerjisinin bir kısmını harcar, sıcaklığında düşüş olur.
Neden Esneriz: aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek tam olarak bilinememektedir.ama biliyoruz ki esnemek de gülmek gibi bulaşıcıdır.yani nasıl yemek yiyen birini görünce acıkırsak onun gibi bir şey.esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. bir görüşe göre ilk insanlardan kalma bir davranış. ilkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi. günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır.
Ortalıkta niçin ölü güvercin görmüyoruz? :genellikle hayvanlar kendilerini ölüme yakın hissettiklerinde ölümü beklemek için bir yerlere gizlenirler. buradaki içgüdü kendilerini güçsüz hissetmeleri nedeniyle bir düşmanla karşılaştıklarında karşı koyamamak ve kaçamamak korkusudur. saklandıları yerde öldükten sonra da vücutları bir şekilde ya da başka hayvanlar tarafından yenilerek yok edilir veya kendi kendilerine çürüyerek toprağa karışırlar.
Dünyanın dönüşü aniden durursa ne olur? :dünya aniden durursa atmosfer dünyanın dönme hızıyla dönmesine devam ederdi. fren yapmış arabadaki insanlar ve eşyalar gibi, yere, kayalara sabitlenmiş her şey bu hızla ileri fırlar, büyük depremler olur, denizler karalara karışır, hayat yok olurdu ama hiçbir şey uzaya gitmezdi.
İnsan ne kadar uyanık kalabilir? :bunun deneyle ispatlanmış cevabı 264 saat, yani yaklaşık 11 gündür. Randy Garner isimli 17 yaşındaki bir lise öğrencisi 1965 yılında, bir bilim fuarında bu kadar uzun süre uyanık kalarak rekor kırmıştır. dikkatli gözlem altında yapılan diğer deneylerde insanların 8 ila 10 gün uyumadan durabildikleri ve bu sürede zihin, güdü ve anlayış seviyelerinde gittikçe ilerleyen bir konsantrasyon eksikliği dışında tıbbi, fiziksel ve psikolojik olarak ciddi sorunlarla karşılaşmadıkları gözlemlenmiştir.
Loş ışıkta okumak gözü bozar mı? :loş ışıkta okumak gözü yorabilir, göz kaslarının gerilmesine yol açabilir, baş ağrısı yapabilir ama gözde, parlak bir ışıktan daha çok görme bozukluğuna yol açmaz. aşırı okumanın, çok küçük harfleri okumanın, ince işlerle uğraşmanın, zayıf ışığın, televizyon ye yakından bakmanın, kalitesiz güneş gözlüğü kullanmanın da gözün bozulmasıyla ilgisi yoktur.
Niçin üflemek soğutuyor da hohlamak ısıtıyor? :çok sıcak günler hariç vücudumuz, dışarıdaki ortama göre daha sıcaktır. hohladığımızda bu hava ağzımızın aldığı şekilden dolayı genleşmeye uğramadan ve ısısı pek değişmeden dışarı verilir. açıkta, hava ile temesta olan ellerimiz daha soğuk olduğundan, hohladığımız havayı oldukça sıcak hissederler. dudaklarımızı birleştirip hava üflediğimizde, dar bir kanaldan geçerek geniş bir boşluğa çıkan hava genleşir, enerjisinin bir kısmını harcar, sıcaklığında düşüş olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
